• +90 212 514 95 86
  • istanbul@esam.org.tr
  • Türkiye / istanbul
Haberler
TÜRKİYE’DE EĞİTİM SİSTEMİ VE PROBLEMLERİ

TÜRKİYE’DE EĞİTİM SİSTEMİ VE PROBLEMLERİ

PISA analiz raporumuzu kamuoyuna duyurmak amacıyla düzenlediğimiz panel, 9 Aralık Cumartesi günü YTÜ Davutpaşa Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilmiştir. 

ESAM İstanbul Şubesi olarak Yıldız Teknik Üniversitesi’nin ev sahipliğinde “Türkiye’de Eğitim Sistemi ve Problemleri” başlıklı paneli gerçekleştirdik. 9 Aralık 2017 günü gerçekleştirilen panel, Şube Başkanı Ekrem Arıkan’ın konuşmalarıyla başladı. Eğitimle ilgili hadislerden örnekler vererek İslam’ın bilime verdiği önemden bahseden Arıkan’ın kısa girizgahından sonra sözü panel moderatörü Prof.Dr. Bayram Ali Ersoy devraldı.

Ersoy, ESAM İstanbul Şubesi’nin katkılarıyla hazırlanan “PISA Sınavı ve Türkiye” başlıklı raporunun konuşulması ve araştırmanın sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması amacıyla panelin düzenlendiğini açıklayarak sözü panlesitler;  Prof. Dr. Hamdullah ŞEVLİ, Doç. Dr. Mustafa DOĞAN, Doç. Dr. Murat KİRİŞÇİ, Emrullah AYDIN ve Prof. Dr. Vatan KARAKAYA’ya bıraktı. Panelistlerin üzerinde durduğu konular özetle şu şekildedir:

Prof. Dr. Vatan Karakaya: “Yetişmiş insana, yeteneği, ilgisi ve istekleri doğrultusunda iyi eğitim almış birey, iyi eğitim almış insan gücüne ise “nitelikli insan gücü” denilmektedir. Bu genel kabulden, özele doğru gidildiğinde “Nitelik veren eğitim nasıl yapılır?” sorusuna cevap aramalıyız. Öncelikli olarak bu eğitime muhatap olan insanı tanımak gerekir. Bilginin insanda davranış değişikliği oluşturması, onun anlamlılığına bağlı olduğundan; bu bilgi kaynaklarının uyumlu olması da yetişmiş insanın ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Eğitim sistemimizi bu tasnife tabi tutarak yeniden yorumlamak zorundayız.”.

Emrullah Aydın: “Eğitimde geçmişe bakıldığında çok daha iyi bir noktadayız ancak bu da yeterli değil. Rapordan bunu anlıyoruz. Eiğitimde yeni paradigma arayışı içerisinde olmalıyız.”

Doç. Dr. Mustafa Doğan: “PISA sınavı sadece sorulara verilen cevaplar değil bunun dışında sosyal, kültürel, ekonomik, coğrafik gibi birçok parametrenin de değerlendirmeye alındığı bir sınavdır. Ülkemizin sonuçlarını okurken bu parametreleri de dikkate almak gerekir.”

Doç. Dr. Murat Kirişci: “PISA sınavını ne zaman siyasi bir argüman olarak görmezsek işe o zaman doğru tanımlayabilir ve değerlendirebiliriz. Eksikliklerle beraber yeni bir yola girmiş olan Türkiye için mevcut sonuç da sevindiricidir. Biraz sabır, özveri ve sistemli çalışmalarla istenilen noktalara rahatlıkla gelinebilelir.”

Prof. Dr. Hamdullah Şevli; “Gelişmiş, kalkınmış güçlü Türkiye’yi inşa etmek için özgüveni yüksek, potansiyelinin farkında bir nesil yetiştirmek için, milli, ilmi ve irfani bir eğitim olmalıdır. Bunun için de öğrenciyi merkeze alan ve ailesini eğitimin içine katan eğitim sistemini 1-Öğretmen Eğitimi, 2-Müfredat, 3-Fiziki Ortam ve 4-Vizyon Sahibi Yöneticiler şeklinde oluşturup yeniden ele almak gerekmektedir. Öğretmenlik mesleğinin toplumca saygın, değer verilen, teşvik edilen bir meslek olarak görülmeli, bunun yanı sıra öğretmenlerin mesleğe kabulüne ve eğitimlerine önem verilmelidir. Öğrencilerin Fen ve Matematik okuryazarlığı ile okuduğunu anlama gibi temel öğrenme çıktılarını belirlemek amacıyla yapılan PISA sınavı sonuçlarının açıklanması ve OECD’nin yayınladığı rapor üzerinden eğitime yapıcı eleştiriler getirmek yerine, kamuoyunda bu konuyu siyasi malzeme aracı olarak kullanan beyanatlar verilmektedir. PISA sonuçlarının iyi olmadığını kabul ediyoruz. Ancak bu sonuçların nedenini derinlemesine analiz etmek ve ona göre eğitim-öğretim stratejileri geliştirmek amaçlanmalıdır.”

Son olarak kapanışı yapmak için tekrar söz alan Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy ise şunları söyledi: “Günümüzde eğitim konusunda güzel işler yapılmış olmasına rağmen ciddi problemlerin olduğunu da biliyoruz. Bu problemlerin gelecek nesillere bir miras gibi kalmaması en öncelikli derdimizdir. Çünkü ülkemizin en önemli kaynağının insanımız olduğunu ve yetişmiş insanlara olan ihtiyacın bu çağda çok önemli hale geldiğini biliyoruz. Eğitimde problemleri minimize ederken aynı zamanda düşünen, hayat içinde problem çözebilen, üreten bir gelecek için gereken her çabayı da göstermemiz gerekmektedir. Altyapıyı mükemmel hale getirmek, öğretim araç ve gereçlerinin en kalitelisini en iyisini almak yeterli değildir. Öğretmenlerimizi doğru yetiştirmezsek, düşünen, kritik yapabilen, üreten öğretmen ortamlarını oluşturmazsak bu kadar imkâna rağmen eğitim yolunda yine yaya kalırız. Geleceğimizi şekillendirecek olanlar bugünün çocukları, gençleri ve onları yetiştirecek öğretmenlerimizdir. Raporumuzdaki incelemelerin, sonuç ve önerilerinin bir adım olmasını temenni ediyoruz.”

HAZIRLANAN PISA ANALİZİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.